SON DAKİKA

Hayvan Sevgisi

Çocuklar gerçekten enteresan varlıklar.

Tıpkı bir su deposunun zaman içinde yavaş yavaş dolması misali; bilinçleri, bilinç altları, değer yargıları, inançları, korkuları, korunmaya çalıştıkları, sevgileri, sevdikleri de yavaş yavaş ve her bir eylemin bir sonraki durumu etkilediği bir süreç ile oluşmakta.

Buna kimisi Allah'ın takdiri der, kimisi evrimin bir aşaması. Ben o tartışmalara girmem çok yakın dostlarım haricinde. Herkesin inancı kendine.

Neticede her iki durumun temsilcileri de ortaya çıkan vaziyette 'karakteri' özne olarak alır, eğer bir tartışma ortamı olsaydı bile.

Din, evlat yetiştirmenin öneminden bahseder. Bilim de evlat yetiştirmenin öneminden bahseder. Her iki bakış açısının da buluştuğu nadide kesişim noktalarından bir tanesidir bu konu. Yani, biraz da  tembeller ve çocuk yetiştirme konusunda 'bahaneci' ebeveynler için bu iki olguyu da vurgulamak istedim.

 'Evlat' mevzu bahis olduğunda hayat felsefeniz ne olursa olsun en önemli hedefiniz onu "yetiştirmek" oluyor. Sizler de anne babasınız biliyorsunuz bunu.

Onlarca yöntem, binlerce fikir, onbinlerce saat mesai harcıyoruz belki de onları yetiştirebilmek için.
İşte bu yöntemlerden bir tanesi de elbette ki 'hayvan sevgisi' olsa gerek. Gerek ülkemizde gerekse dünyada, çocuklara hayvan sevgisi aşılamanın çocuk gelişiminde ne kadar büyük bir yer kapladığı, akademik çevrelerce her fırsatta vurgulanmakta.

Bunun olumlu etkileri ile alakalı olarak elbette uzman değilim akademik olarak. Ama en azından bireylerin çocukluk döneminde, yazının başında da belirttiğim şekilde yavaş yavaş oluşturdukları üst bilinç ve bilinçaltları ile doğrudan ilintili olduğunu bilecek kadar kafa yordum çocuk gelişimi konusunda. Yani çocuğunu yetiştirirken 'bu adım, bir sonraki adımda bizi nereye götürür?' sorusunu onunla geçirdiği vakitlerde kendine defalarca soran bir adam, en azından bu kadarını bilir.

Hayvan sevgisi, insan sevgisi veya doğa sevgisi… Adı sevgi neticede. Bizler çocuklarımıza sevmeyi öğretiriz. Sevilmek ise onların kendi becerilerine ve karakterlerine kalmıştır.

Ama bu fikri biraz romantik bulsanız da; 'sevmeyi bilen biri, sevilmeyi de bilecektir' diye düşünüyorum. Bu açıdan çocuklarımızın sevmeyi öğrenmesi gerçekten çok önemlidir bizler için.
Farkında olsak da, olmasak da.

Çocuklara arkadaş olması için önerilen evcil hayvanların birçoğu (kedi, köpek, hamster, muhabbet kuşu, tavşan vb.) insanların istila ettiği dünyada doğal yaşam şanslarını kaybetmiş, insanlar olmadan daha zor şartlarda yaşayan hayvanlar. Yeni beslemediğimiz de aç kalma tehlikeleri var. Sebebi biziz. İnsanoğlu…

Bir arsa alırken sadece insanlar arasında anlaşma yapılıyor. Biz arsalarımızı teller ve duvarlar ile çeviriyoruz, şehirleştiriyoruz. Onlarsa kendilerine bıraktığımız ufacık alanlarda bile, hala biz gittiğimizde bizleri misafir ediyorlar.Hala onlar iyi. Ve bizler hala kötüyüz insanoğlu olarak.
Bir kısmı da aramızda yaşıyor bu hayvanların. Zira o kadar az doğal ortam kaldı ki dünyada insandan uzak, işte bu alanlarda da işler zorlaştı. Hayatta kalmak bazı türler için imkansız hale geldi. Birçok tür yok oldu hali hazırda…

İşte nesiller boyu hayatlarını berbat ettiğimiz bu hayvan dostlarımızın bir kısmı da bizlerle yaşıyor. Bizlere muhtaçlar.

İşte çocuklarımıza 'merhamet', 'alçakgönüllülük', 'sorumluluk', 'iyilik' ve 'sevmek' kavramlarını da tam bu noktada öğretme şansı buluyoruz. Büyüdüğünde de hayvanları bu kadar sevmesini ümit ediyoruz.

Bu konuyu çok daha fazla uzatabilirim. Ama zaten ana fikri anlamışsınızdır. Buraya kadar anlamayan da üzülmesin, belki yazının kapanış bölümünde anlarsınız.

Çevrenize bir bakın… Telaş, hız, tekdüzelik, tekdüzeliğin içinde düzensizlik, kalabalığın içinde yalnızlık hissi… İnsanların mutlu olmaya ihtiyacı var. İnsanların sevmeye ve sevilmeye ihtiyacı var. Tekdüzelikten kurtulmaya ihtiyaçları var. Sanki duyu organlarımız programlanmış ve hep algılamak istediklerin algılıyorlar gibi yaşıyoruz. Çevrenizde gördüğünüz herkes sizin gibi. Kimse bundan daha eksiğini yaşamıyor.

İşte bu sebeptendir ki ileride hem kendileri, hem aileleri hem de toplum için yeteri kadar başarılı bireyler yetiştiremiyoruz. Yetişme süreçlerinde onları yeteri kadar mutlu edemiyoruz. Bazen de yeteri kadar öğretemiyoruz.

Ama toplum olarak bunu aşabiliriz.

İşte bu yollardan bir tanesi de hayvan sevgisidir benim gözümde. Küçük bir detay gibi gözükse de, büyük dünyaları var karşılık olarak çocuklarda 'hayvan sevgisinin'…

Daha doğrusu sevginin…

Çünkü onlar hala masumiyetlerini kaybetmediler.

Bizim neslimiz gibi kaybolmuş bir nesil değiller.

Dünyayı daha iyi bir yer haline getirebilmek için hala bir şansları var.

Çocuklarımıza hayvan sevgisini aşılayalım.